Nasrettin Hocanın meşhur bir kıssası vardır hani; gölü yoğurtla
mayalama… Hoca bir gün bir kâse yoğurtla
gölün kenarına gider ve göle birkaç kaşık yoğurt çalar. Bu ilginç olayı
görenler sorar Hocaya ne yaptığını. Nasrettin hoca gölü mayaladığını anlatır.
Koca gölün birkaç kaşık yoğurtla mayalanmasını akıl karı bulmazlar ve Hocaya
bunun mümkün olmayacağını gölün yoğurt tutmayacağını söylerler. Ve Nasrettin hoca o çok konuşulacak olan,
aynı zamanda da çokça manidar olan o cevabı verir “YA tutarsa?”
Buradan yola çıkarak, günlük hayatımızda sıkça kullandığımız, aynı
zamanda dua niteliği taşıyan kelimelerimize değinmek istiyorum. Yediden yetmişe
birçok kişinin bilinçsizce sarf ettiği minvaldendir bu dualar. Genellikle bir
isteğimizi yerine getirmek için veyahut karşımızdakini ikna etmek için hakeza
duygularını sömürmek amacı ile telaffuz edilir. Sömürü diyorum çünkü bu dua ve
dilekleri işiten insanları zorda bırakmış oluruz. Karşımızdakini büyük bir
sorumluluğun altına sokmuş oluruz… Söyleyen, duyan kadar ürpermez ne yazık ki
bu duadan. Belki bunun gerçekleşebileceğinden bile emin değildir. Sadece lafta
kalacağını sanır. Bu dualara misal olarak şunlar kâfidir; ölümü gör, iki gözüm önüme aksın, şuradan
şuraya gitmek nasip olmasın, şuracıkta başıma bir bela gelsin, ellerim
kırılsın, dilim tutmasın… ( Allah muhafaza etsin)
bu duaları bilinçsizce telaffuz edenler tıpkı Nasrettin hocaya inanmayan
güruh gibidir. Ama bir düşünün ya tutarsa?
DUALARIN KABULÜ NASIL OLUR?
Evet, tutacağına inanılmayan, laf olsun diye sarf bu minvalden dualarda
tutar. Öyle bir vakte denk düşer ki
tutuverir, kabul ediliverir dualara icabet eden Yüce Rabbimiz tarafından. Nasıl
mı? Mesela ezan okunurken sarf edilirse tutar. Nitekim Peygamber efendimiz (sav) şöyle
buyurmuştur: “dua ezan ile kamet arasında reddolunmaz” (feyzü'l kadir c.2 s.541) yine o
sırada oruçlu ise tutar. Zira bu hususta da Peygamber Efendimiz iftar edinceye
kadar oruçlunun duasının kabul olacağını bildirmiştir. (müslim c. 1) bunun
gibi; yağmur yağarken, namaza dururken de duaların kabul olacağı rivayetler
arasındadır. (feyzü'l kadir c.3 s 258) yine ölümü gör tarzında yapılan dua için
de ayrıca şu hadisi şerif çok açıklayıcıdır: Hz Enes (ra) anlatıyor:
__Resulullah (sav) şöyle buyurdular: “ sizden hiç kimse, maruz kaldığı bir
zarar sebebiyle ölümü temenni etmesin.” (buhari, merda 19)
HAYIRSIZ OLAN DUALAR NEDEN TUTMAZ?
“insan hayrı istediği kadar şerri de ister. İnsan pek acelecidir!”
buyrulmaktadır İsra Suresi 11. Ayeti kerime de. Buna mukabil olarak yine şöyle
buyurur Cenab-ı Hakk Yunus suresi 11. Ayet-i Kerime de: “Eğer Allah insanlara,
hayrı çarçabuk istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların
ecelleri bitirilmiş olurdu…”
Bu ayetlerden de anlaşılacağı üzere Allah kötü duaların önüne tıpkı
bir set çekmiştir. Bu da onun kuluna karşı ne kadar merhametli olduğunun bir
göstergesidir. Nitekim bu böyle olmasa arkadaşından bir sırrı öğrenmek için
eğer söylemezsen ölümü gör diyen ve karşılığında hiçbir şey öğrenemeyen
kimsenin ölmesi gerekirdi. Ya da şu kötü huyumdan vazgeçmezsem dilim kopsun
diyen kişi zaafları nedeniyle terk edemezse o huyunu dilinin kopması icap
ederdi.
Lakin unutmamalı ki hayırsız olan dualarımızın tutmayacak diye bir
garantisi de yoktur. Bu Yüce Rabbimizin bize göstereceği merhamet ve lütfü
keremine kalmıştır. O halde yukarıda da anlattığımız gibi duaların kabul
olunacağı, meleklerin de âmin diyebileceği bir vakte tevafuk eden hayırsız
dualarımızın akıbetinden çekinmeli bu tarz konuşma biçimini kendimize şiar
edinmemeliyiz…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder