19 Ağustos 2013 Pazartesi

İKİ GÖZÜM ÖNÜME AKSIN DERLER; YA AKARSA?


Nasrettin Hocanın meşhur bir kıssası vardır hani; gölü yoğurtla mayalama…  Hoca bir gün bir kâse yoğurtla gölün kenarına gider ve göle birkaç kaşık yoğurt çalar. Bu ilginç olayı görenler sorar Hocaya ne yaptığını. Nasrettin hoca gölü mayaladığını anlatır. Koca gölün birkaç kaşık yoğurtla mayalanmasını akıl karı bulmazlar ve Hocaya bunun mümkün olmayacağını gölün yoğurt tutmayacağını söylerler.  Ve Nasrettin hoca o çok konuşulacak olan, aynı zamanda da çokça manidar olan o cevabı verir “YA tutarsa?”
Buradan yola çıkarak, günlük hayatımızda sıkça kullandığımız, aynı zamanda dua niteliği taşıyan kelimelerimize değinmek istiyorum. Yediden yetmişe birçok kişinin bilinçsizce sarf ettiği minvaldendir bu dualar. Genellikle bir isteğimizi yerine getirmek için veyahut karşımızdakini ikna etmek için hakeza duygularını sömürmek amacı ile telaffuz edilir. Sömürü diyorum çünkü bu dua ve dilekleri işiten insanları zorda bırakmış oluruz. Karşımızdakini büyük bir sorumluluğun altına sokmuş oluruz… Söyleyen, duyan kadar ürpermez ne yazık ki bu duadan. Belki bunun gerçekleşebileceğinden bile emin değildir. Sadece lafta kalacağını sanır. Bu dualara misal olarak şunlar kâfidir;  ölümü gör, iki gözüm önüme aksın, şuradan şuraya gitmek nasip olmasın, şuracıkta başıma bir bela gelsin, ellerim kırılsın, dilim tutmasın… ( Allah muhafaza etsin)  bu duaları bilinçsizce telaffuz edenler tıpkı Nasrettin hocaya inanmayan güruh gibidir. Ama bir düşünün ya tutarsa?

DUALARIN KABULÜ NASIL OLUR?


Evet, tutacağına inanılmayan, laf olsun diye sarf bu minvalden dualarda tutar.  Öyle bir vakte denk düşer ki tutuverir, kabul ediliverir dualara icabet eden Yüce Rabbimiz tarafından. Nasıl mı? Mesela ezan okunurken sarf edilirse tutar. Nitekim Peygamber efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: “dua ezan ile kamet arasında reddolunmaz” (feyzü'l kadir c.2 s.541) yine o sırada oruçlu ise tutar. Zira bu hususta da Peygamber Efendimiz iftar edinceye kadar oruçlunun duasının kabul olacağını bildirmiştir. (müslim c. 1) bunun gibi; yağmur yağarken, namaza dururken de duaların kabul olacağı rivayetler arasındadır. (feyzü'l kadir c.3 s 258) yine ölümü gör tarzında yapılan dua için de ayrıca şu hadisi şerif çok açıklayıcıdır: Hz Enes (ra) anlatıyor: __Resulullah (sav) şöyle buyurdular: “ sizden hiç kimse, maruz kaldığı bir zarar sebebiyle ölümü temenni etmesin.” (buhari, merda 19)

HAYIRSIZ OLAN DUALAR NEDEN TUTMAZ?

“insan hayrı istediği kadar şerri de ister. İnsan pek acelecidir!” buyrulmaktadır İsra Suresi 11. Ayeti kerime de. Buna mukabil olarak yine şöyle buyurur Cenab-ı Hakk Yunus suresi 11. Ayet-i Kerime de: “Eğer Allah insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecelleri bitirilmiş olurdu…”
Bu ayetlerden de anlaşılacağı üzere Allah kötü duaların önüne tıpkı bir set çekmiştir. Bu da onun kuluna karşı ne kadar merhametli olduğunun bir göstergesidir. Nitekim bu böyle olmasa arkadaşından bir sırrı öğrenmek için eğer söylemezsen ölümü gör diyen ve karşılığında hiçbir şey öğrenemeyen kimsenin ölmesi gerekirdi. Ya da şu kötü huyumdan vazgeçmezsem dilim kopsun diyen kişi zaafları nedeniyle terk edemezse o huyunu dilinin kopması icap ederdi.

Lakin unutmamalı ki hayırsız olan dualarımızın tutmayacak diye bir garantisi de yoktur. Bu Yüce Rabbimizin bize göstereceği merhamet ve lütfü keremine kalmıştır. O halde yukarıda da anlattığımız gibi duaların kabul olunacağı, meleklerin de âmin diyebileceği bir vakte tevafuk eden hayırsız dualarımızın akıbetinden çekinmeli bu tarz konuşma biçimini kendimize şiar edinmemeliyiz…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder