29 Ağustos 2013 Perşembe

NUH DİYOR PEYGAMBER DEMİYOR DERİZ; İYİ DE BU CÜMLE NEYİ İFADE EDER BİLİR MİYİZ?


Mahallemizde oturan Ayşe teyze, hararetli hararetli Ahmet amcayla bir türlü uzlaşamadığı mevzularını anlatıyordu.
Ahmet amcanın beyaza kara diyecek kadar inatçı olduğunu söylüyordu. Ayşe teyze böyle başladığı cümlesini; ''Kızım mesele sana anlattığım gibi, gel gör ki Ahmet bey tabiri caizse beyaza kara diyor!  bir türlü hatasını kabul etmiyor. Allem ettim kallem ettim kabul ettiremedim. Nuh diyor peygamber demiyor,'' diye bitirmişti. O anda kafamda şimşekler çaktı. Ayşe  teyzenin anlattıklarını işitemez oldum. Aklımda soru işaretleri oluşmuş, O cümleyi düşünmeye başlamıştım. ''Nuh diyor peygamber demiyor'' ne manaya geliyordu? Ne manaya geldiğini bilmediğimiz bu cümleyi aslında ne kadar da sık kullandığımızı fark ettim.

BAHSİ GEÇEN NUH (as) KİMDİR?

Ayşe teyzeye ''Nuh diyor peygamber demiyor'' cümlesinin ne manaya geldiğini sordum. İnatçı insanlar için kullanılan bir söz olduğunu söyledi. Söylediği mana benim ve birçoklarının da bildiği minvaldeydi,  Keza bu deyimi inadım inat diyen insanlar için kullanırdık. Hem öyle kullanmaya alışmıştık ki yanlışlığını göremez hale gelmiştik. Tıpkı yüksek voltta ki ışığın kaynağını göremediğimiz gibi bu sözü sarf ediyorduk ama asıl manasını es geçiyorduk.  
Bende bunun üzerine  sözüme şöyle devam ettim; ''Ayşe teyzeciğim! Nuh (as), Kuran-ı Kerim de  ''Andolsun, biz Nuh'u kavmine gönderdik...'(Hud suresi 25) diye buyrulmaktadır. O halde Nuh (as) bizzat Rabbimiz tarafından gönderilen bir Peygamberdir bu ayeti kerimede buna delildir. O zaman dilimize sarmaşık misali doladığımız Nuh (as)'a peygamber demiyor da neyin nesi?

BU CÜMLEYİ TELAFFUZ ETMEKLE BİLMEDEN DÜŞTÜĞÜMÜZ YANLIŞLIK NEDİR?

Karşımızdaki kişi ''Nuh diyor peygamber demiyor''  derken ilk akla gelen gerçek manası Nuh'un peygamberliğinin kabul edilmemesidir. Tabi değişmeli anlamda karşımızda muhatap olduğumuz kişinin, inatçılığının boyutunun ne kadar büyük olduğunu ifade etmek için telaffuz ederiz. Fakat imani esaslar, bu tür sözlerle önemini yitirir. Algımızdaki Kutsal'ı zedeler. Ayşe teyze bu cümleyi o kadar çok telaffuz ettiğini ama olaya hiç bu açıdan bakmadığını söyledi. Hâlbuki kendileri inkâr etmeleri bir yana dursun,  bilakis Nuh (as) dâhil Allah (cc) tarafından gönderilen ve Kur-an-ı Kerim de adı geçen tüm Peygamberlere inanıyorlar ve tasdik ediyorlardı. Çünkü imanın bir şartı da Peygamberlere iman etmekten geçiyordu.
İşin aslı, bu mesele yalnızca Ayşe teyze ve Ahmet amca meselesi değil. Bu cümleyi bilinçsiz kullanan insan sayısı o kadar fazla ki bu sebeple bizler içinde günlük kullandığımız bir deyim haline gelmiş. Bilmeyerek ve istemeyerek de olsa yanlış bir telaffuzu dilimize yerleştirmişiz ve gelecek kuşaklara da aktarmaktayız.

 

SONUÇ İTİBARIYLA BİZE DÜŞEN NEDİR?

Sonuç itibarıyla 'ağzımızdan çıkanı kulağımız duyacak!'' bize düşen ise bu nokta da; dilimizde yer edinen yanlış sözleri bir bir hayatımızdan çıkarmak ve elbette gelecek nesillere daha doğru bir konuşma biçimini emanet etmektir.
Rabbim bizi daimi bir surette doğru söz söyleyenlerden eylesin.(âmin)



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder