27 Haziran 2012 Çarşamba

ALLAH’A EMANET!







Bir öğlen sıcağı… Öyle bir sıcak ki kavuruyor dört bir yanı. Başaklar tarlada sararmıyor bir tek; kavruluyor adeta. Gördüm böğürtlenler olgunlaşmadan kurumuş dallarında. Yeni olgunlaşması beklenen asmalardaki üzümler daha yeşil iken kurumaya yüz tutmuşlar.



Ben deniz manzaralı güzel bir İstanbul tepesine doğru yol alıyorum. Rüzgâr okşayacak biliyorum birkaç dakika sonra sıcaktan kavrulan bedenimi. Bu düşüncenin ferahlığı ile sabrediyorum sıcağa. Tahammül ediyorum güneşin yüzüme yüzüme dokunuşuna.



Sonra beklediğim otobüs durağına, arkamdaki hastaneden yeni çıkmış  60 ila 70  yaşları arasında  bir amca ve hanımı geliyor. Amcanın kolundan yeni çıkmış serum, yara bantlı kolu. Diğer bir kolunda da enjektör izleri... Kan alınmış belli birkaç defa. Yüzünde acı bir ifade. Kızım diyor;

15 no’lu araç geçti mi duraktan?

Geçti amca, tamda beş dakika oldu diyorum.

Amca can havliyle karışık hayıflanıyor.

Ne zaman gelir kızım diyor,

Ben de; bekleme o otobüsü amca; kırk dakikayı bulur gelmesi,

Senin gideceğin yere minibüs var sen ona bin bekleme bu sıcakta diyorum. Amca kararsız kaç para kızım diyor minibüs?

Bir buçuk lira amca!

Yaşlı amca hesap ediyor yanındaki hanımıyla 3 lira eder… Yok, amca kararsız! Emekliyiz kızım! Kartımız otobüse binersek ücretsiz, şimdi nasıl minibüse para verelim?

Devamlı gelip gideceğiz kaç para eder hep minibüse binersek?
Üzüldüm…
Sen sağlığını düşün amca gel ben bindireyim diyecektim ki amca aldı hanımını da tuttu tekrar hastanenin yolunu.  Anladım bekleyecek bahçesinde otobüsün gelme vaktini. Bekleyecek ve başaklar gibi solacak sıcakta. Neden? Boğazının rızkı minibüse gitmesin diye! Yaş 60 ile 70 arası! Gençlerden daha dayanıklı güneşe, belki de mecbur cebindeki bir gıdım emekli maaşı kıtı kıtına yettiği için… İlaca mı yetsin para, Minibüse mi? Elektriğe mi, suya mı? Harca harca bitmez, tükenmez değil ya!
Amcada öyle ise Allah’a emanet ola!



Ben gideceğim yere giden tek otobüse bindim… İndim İstanbul’un püfür püfür esen tepesinde. Güneş rüzgârla karışık hafifçe dokunuyor burada tenlere. Yakmıyor teni… Benim gönlümde, ruhumda müsterih. Ama aklım hasta ve yaşlı amcanın ne yaptığında… Ve yüzündeki çaresiz ifade gözlerimin önünde... Eğer birileri bakıma muhtaç iken birileri sefa peşindeyse vebal hepimizin sırtında bir yüktür! Burada güneşin sıcağına dayanabiliriz ama hesap günü, hiçbir gölgenin gölgesinin insana fayda vermeyeceği günde bizimde halimiz, ahvalimiz Allaha emanet!



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder