
Bir selam vermek yetiyor; bir yakınının, Dost’unun, sevdiğinin
derdini öğrenmek için...
Dert yananlar dahi halinden şikâyet edenlerle dolu şu koca dünya.
Kimse bir yere, bir mekâna sığamıyor adeta. Bir dert duymaya görelim aynı hamle
bizden de geliveriyor hemen. Kimin derdi yok ki! Kim stressiz bir hayat sürüyor
ki? Kim her şeye rağmen mutlu mesut? Gibi...
Cevaplarımız da hazır, duyacaklarımız da hazırdır birde
üstüne üstlük. Bir kalıba çoktandır sığdırılmıştır. Ama kaçını kullanırız ve
uygularız o da apayrı bir muammadır. Bunlar bir kaç cümlede açıklanacak olursa;
aman idare ediver! Aman boş ver gitsin! Bir doktora git mutluluk ilacı al!
(depresyon ilaçlarına halk arasında verilen isim) gibi klişelerdir teselli
metotları. Bir de bu metotların daha entelektüel olanları vardır. Dertlerden,
kederlerden kurtulmak isteyenlerin, mutluluk avcılarının metotlarıdır bunlar
da. Farz-ı misal; yoga yapmak, yine antidepresan kullanmak, kendini
alabildiğince eğlenceye; vur patlasın çal oynasın havasına sokmak, tarot falları
açmak, kahve falı baktırmak, sihirden büyüden fayda beklemek dahi büyük enerji
kaynakları olduğuna inanılan taşları üzerinde, evinde taşımak...
Aslına bakarsanız mutluluk
iksirinin nerede olduğunu aramak için başvurulan bu yöntemlerin hepsi apayrı
yazı konusudur. Üzülmemek için her şeyi boş vermek mi gerekir? Yoga bütün
dertleri unutturur mu? Tek taraflı fedakârlıklar mutluluğun kapısını aralar mı?
Bu gibi soruların birçok cevabı da vardır ancak benim bu yazıda anlatmak
istediğim nokta; huzur, mutluluk, şifa gibi birçok özelliğinin olduğuna
inanılan taşlar... Sakın bilimsel bir yazı olduğunu düşünmeyin! Bu yazdıklarım
sadece benim düşüncelerimden ibarettir.
İnsanlar
mutlu olmanın, mutlu olmasa da mutluluğu en azından hissetmenin yollarını
aradılar yüzyıllar boyu. Birçok lüzumlu lüzumsuz yollara gark oldular.
Şimdilerin trendi ise doğal taşlardır. Hangi tarafa yüzünüzü dönseniz doğal taş
satan dükkânlar ya da yol kenarına konuşlanmış küçük tezgâhlar ile dolmuş. Ha
keza televizyonlarda birçok programda da doğaüstü güçlerinden bahsedilmektedir
taşların. Bu taşlara birkaç tane örnek
verecek olursak:
Kaplan Gözüne gelince: Sahiplenme arzusunu
güçlendiriyormuş insanda. Ve kendini işine vermesini sağlıyormuş.
Opal ise: Sevgi ve şefkat simgesi olarak
bilinmek ile beraber; Karşılıksız seven kişiler için bir umutmuş. Şifası da Eklem iltihaplarını geçiriyormuş.
Jade yani diğer bir adı ile (Yeşim): İyi
ilişkiler ve vefalı dost simgesiymiş. Aynı zamanda böbrek rahatsızlığından
kaynaklanan ateşi düşürdüğü de söyleniyor.
Ametist: Strese,
migrene iştahsızlığa, göz ağrılarına ve akciğer hastalıklarına iyi gelmesinin
yanı sıra Bağışıklık sistemini güçlendiriyormuş.
Jasper taşı; onunda hüneri büyük: Sevgi ve
inanç simgesiymiş…
Evet, taşlarda
bu kadar özellik rivayet olunca akın akın onlara koşmaya başladı çoğu insan. Medet
arayanlara medet, şifa arayana şifa oldu!.. (göreceli) Hâlbuki iyi ilişkiler
kurmamız için tek umut jade taşı mı? Sevgiye olan inancımızı jasper taşı mı
sağlayacak peki? Ya aradığımız şefkati bize opal mi getirecek. Stresten bizi
uzak tutması ve bize uzun ömür getirmesi için agate taşından mı medet umacağız?
Ne var ki
çoğu mutluluk vesilesi yitirilmiş olduğundan taşları vesile kılmamız
kaçınılmaz. Oysa sıcak bir sarılış da insana mutluluk verebilir. Sevdiklerimizden esirgemediğimiz Küçük bir
tebessüm de mutluluk kaynağı olabilir. Yine bir el uzatmak yardıma muhtaca,
küçük bir hayvana şefkat göstermek de stresi azaltabilir. İçimizde ki merhamet
ve sevgiyi bu duygulardan yoksun kalmışlara aktardığımız vakitte oluşan enerji
kaynağı umudumuz olabilir.
Ama her
şeyde olduğu gibi kolaycılık ise niyetimiz, içimizde kalan sevgi kırıntıları da
heba olur. Oturduğumuz yerden hiçbir çaba sarf etmeden sevgi, merhamet şefkat
gibi mutluluk kaynağı duygular ayağımıza gelsin diye taşlar takmak, tabiri
caizse saflık olur.
O halde mutluluk mu istiyoruz sıcak bir el uzatalım yardıma muhtaç olana.
O halde mutluluk mu istiyoruz sıcak bir el uzatalım yardıma muhtaç olana.
Sıcak bir
yuva, sığınak mı arıyoruz sığınalım en sevdiğimiz şeye her ne ise...
Şifa mı
arıyoruz şifa olalım tüm hastalara… Böylelikle başkaları da fayda görsün bizim
elimizden, dilimizden sevgimizden.
Unutmayalım; mutluluk paylaştıkça
evrenselleşir, çoğalır ve büyür…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder