25 Haziran 2012 Pazartesi

ARADIĞIMIZ MUTLULUK NEREDE?



Bir selam vermek yetiyor;  bir yakınının, Dost’unun, sevdiğinin derdini öğrenmek için...
Dert yananlar dahi halinden şikâyet edenlerle dolu şu koca dünya. Kimse bir yere, bir mekâna sığamıyor adeta. Bir dert duymaya görelim aynı hamle bizden de geliveriyor hemen. Kimin derdi yok ki! Kim stressiz bir hayat sürüyor ki? Kim her şeye rağmen mutlu mesut? Gibi...

Cevaplarımız da hazır, duyacaklarımız da hazırdır birde üstüne üstlük. Bir kalıba çoktandır sığdırılmıştır. Ama kaçını kullanırız ve uygularız o da apayrı bir muammadır. Bunlar bir kaç cümlede açıklanacak olursa; aman idare ediver! Aman boş ver gitsin! Bir doktora git mutluluk ilacı al! (depresyon ilaçlarına halk arasında verilen isim) gibi klişelerdir teselli metotları. Bir de bu metotların daha entelektüel olanları vardır. Dertlerden, kederlerden kurtulmak isteyenlerin, mutluluk avcılarının metotlarıdır bunlar da. Farz-ı misal; yoga yapmak, yine antidepresan kullanmak, kendini alabildiğince eğlenceye; vur patlasın çal oynasın havasına sokmak, tarot falları açmak, kahve falı baktırmak, sihirden büyüden fayda beklemek dahi büyük enerji kaynakları olduğuna inanılan taşları üzerinde, evinde taşımak...

Aslına bakarsanız mutluluk iksirinin nerede olduğunu aramak için başvurulan bu yöntemlerin hepsi apayrı yazı konusudur. Üzülmemek için her şeyi boş vermek mi gerekir? Yoga bütün dertleri unutturur mu? Tek taraflı fedakârlıklar mutluluğun kapısını aralar mı? Bu gibi soruların birçok cevabı da vardır ancak benim bu yazıda anlatmak istediğim nokta; huzur, mutluluk, şifa gibi birçok özelliğinin olduğuna inanılan taşlar... Sakın bilimsel bir yazı olduğunu düşünmeyin! Bu yazdıklarım sadece benim düşüncelerimden ibarettir.


İnsanlar mutlu olmanın, mutlu olmasa da mutluluğu en azından hissetmenin yollarını aradılar yüzyıllar boyu. Birçok lüzumlu lüzumsuz yollara gark oldular. Şimdilerin trendi ise doğal taşlardır. Hangi tarafa yüzünüzü dönseniz doğal taş satan dükkânlar ya da yol kenarına konuşlanmış küçük tezgâhlar ile dolmuş. Ha keza televizyonlarda birçok programda da doğaüstü güçlerinden bahsedilmektedir taşların.  Bu taşlara birkaç tane örnek verecek olursak:



Agate taşının; Uzun ömür ve mutluluk simgesi olduğu söylenmektedir. Aynı zamanda günlük stresi de alıp götürdüğü iddia ediliyor.

 Kaplan Gözüne gelince: Sahiplenme arzusunu güçlendiriyormuş insanda. Ve kendini işine vermesini sağlıyormuş.


Opal ise: Sevgi ve şefkat simgesi olarak bilinmek ile beraber; Karşılıksız seven kişiler için bir umutmuş.  Şifası da Eklem iltihaplarını geçiriyormuş.


Jade yani diğer bir adı ile (Yeşim): İyi ilişkiler ve vefalı dost simgesiymiş. Aynı zamanda böbrek rahatsızlığından kaynaklanan ateşi düşürdüğü de söyleniyor.





Ametist: Strese, migrene iştahsızlığa, göz ağrılarına ve akciğer hastalıklarına iyi gelmesinin yanı sıra Bağışıklık sistemini güçlendiriyormuş.
Jasper taşı; onunda hüneri büyük: Sevgi ve inanç simgesiymiş…

Evet, taşlarda bu kadar özellik rivayet olunca akın akın onlara koşmaya başladı çoğu insan. Medet arayanlara medet, şifa arayana şifa oldu!.. (göreceli) Hâlbuki iyi ilişkiler kurmamız için tek umut jade taşı mı? Sevgiye olan inancımızı jasper taşı mı sağlayacak peki? Ya aradığımız şefkati bize opal mi getirecek. Stresten bizi uzak tutması ve bize uzun ömür getirmesi için agate taşından mı medet umacağız?

Ne var ki çoğu mutluluk vesilesi yitirilmiş olduğundan taşları vesile kılmamız kaçınılmaz. Oysa sıcak bir sarılış da insana mutluluk verebilir.  Sevdiklerimizden esirgemediğimiz Küçük bir tebessüm de mutluluk kaynağı olabilir. Yine bir el uzatmak yardıma muhtaca, küçük bir hayvana şefkat göstermek de stresi azaltabilir. İçimizde ki merhamet ve sevgiyi bu duygulardan yoksun kalmışlara aktardığımız vakitte oluşan enerji kaynağı umudumuz olabilir.

Ama her şeyde olduğu gibi kolaycılık ise niyetimiz, içimizde kalan sevgi kırıntıları da heba olur. Oturduğumuz yerden hiçbir çaba sarf etmeden sevgi, merhamet şefkat gibi mutluluk kaynağı duygular ayağımıza gelsin diye taşlar takmak, tabiri caizse saflık olur.
O halde mutluluk mu istiyoruz sıcak bir el uzatalım yardıma muhtaç olana.
Sıcak bir yuva, sığınak mı arıyoruz sığınalım en sevdiğimiz şeye her ne ise...
Şifa mı arıyoruz şifa olalım tüm hastalara… Böylelikle başkaları da fayda görsün bizim elimizden, dilimizden sevgimizden.
Unutmayalım; mutluluk paylaştıkça evrenselleşir, çoğalır ve büyür…






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder