19 Ağustos 2012 Pazar

OKU..!



O beklenen gün bekleyenin ayaklarına kadar geldi ve durdu bekleyen ben ve senin karşısında. Karşımda dururken Oku! Diyordu bana yazgım kendini.
Oku! Ne göreceksin? Ne yaşayacaksın?
Oku! Ben diyordum; ben okuma bilmem.
Ben; okumaktan ne anlarım kaderi?
Ben defteri kelama dökmekten ne anlarım diyordum.
Yazgım bana ben ona baka kaldım sonra.
Ve anladım okumak kelama dökmek değildi de okumak yazılanı yazılan şekliyle yaşamaktı.
Sen vardın orada. Öylece duruyor ve bekliyordun yaşanmayı.
Hayat bulmayı istiyordun. Yazıdan hal âleminde hallere dönüşmeyi bekliyordun.
Vuku bulacaktın bende. Ben sende.
Zamanını bekliyordun.
Ondan sonrası güneş ve ay gibi belirli bir süre aynı eksende birbirimizi, birbirimize rapteyledik. Senin gölgen benim üzerime kapaklandı. Kısa ama etkili bir buluşmaydı bu.
Bir tutulmaydı bu...
Ya sonrası?
Sonrası iyilik güzellik miydi?
Sonrası boşluk üzerine boşluk muydu?
Sonrası yalnızlık içre yalnızlık mıydı?
Mutluluk mu olduk birbirimize?
Yoksa varlık mı olduk?
Varlığın tükendiği yerde yokluk mu olduk?
Beklide hepsi olduk birbirimize… Çoğulduk tek olduk bir süre. Sen ve bendik biz olduk.
Hiçtik mana kazandık bir olduk.
Manasızlığımız anlam kazandı böylelikle.
Sonralar var oldu sonraları hayatımızda.
Bir anıya bir sonra ekledik. Bir sonraya bir sonra daha… Avucumuzda biriktirdik hatıraları.
Bir ipe sırasıyla fotoğrafları mandallamak gibiydi sıkı sıkıya; hatıraları biriktirmek.
Sen hüznün bir parçasıydın. Ben diğer bir parçası…
Bir yapbozun parçaları gibi uyum gösterdik ve bir bütünün parçası olduk.
Yarım değildik artık. Yarımken hüzün vardı ama tam olduktan sonra dağıldı gri kurşuni bulutlar üzerimizden.
Aydınlığında aydınlandık bütünlüğümüzün.
Sonra…
Parmak uçlarımız çıkageldi… Parmak uçların parmak uçlarıma bir müzik aletinin notalarına dokunur  gibi dokundu narince.
Hiçbir es yoktu notaların arasında. Bir tek notalar vardı.
Soluksuz ilerliyordu zaman nefeslerimizde.
Ve dokunuyordu bir sonra daha katarak sonralarımıza nefeslerimiz.
Ve…
Bitti her güzel gibi bize ayrılan sürenin vadi de.
Şimdi bir üşüme aldı tüm benliğimi.
Bir yağmur bulutu geziniyor üzerimde. Varlık yokluğa büründü çoktan.
Papatyalar döktü yapraklarını.
Yazılan suya yazılır gibi yazıldı benliğimize.
Yaşadık yaşamamız gerekeni.
Yaşarken okuduk Oku diye emredileni..!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder