Bu kaçıncı gidiş kaçarcasına?
Kaçıncı koşuşturma binbir telaş.
Bu kaçıncı öfke içime hapsettiğim, sustuğum, yuttuğum…
Omuzlarıma bilmem kaç kez yükledim bütün yüklerimi de
çarptım kapıları.
Telaşla kaçıncı giyişim ayakkabıları mı?
Kaç kez öfkeden tek tük giydim çoraplarımı.
Saymadım kaç kez gidip
de geri döndüğümü omuzlarım düşmüş bir halde.
Bakmadım aynalara kaç kırışıklık kondurdu yüzüme
yorgunluğum,
bitkinliğim, bitmişliğim...
Gitmek savunulabilirdi elbette.
Bir bahanesi olabilirdi. Bir
nefes sayılabilirdi.
Ama
ardımda solan gülüşleri hiç düşünmeden kaçmak neyin nesiydi?
ardımda solan gülüşleri hiç düşünmeden kaçmak neyin nesiydi?
Bir utanç biriktirdim şimdi avuçlarımda.
Bir buket hüzün, bir tutam pişmanlık…
hepsi harmanlandı ve bir çile doğdu semalarımda.
Nereye gitsem, hangi yöne dönsem bir adım yakın hep
kaçışlarım ayak ucuma.
ve...
Ve bir kıyamet kopar yoksunlaştığımız, yalnızlaştığımız yerden.
Bir acı huzmesi kaplar yüreklerimizi.
Kaçışlarım;
Son bulmayan çaresizliğim.
Kaçışlarım; gider gibi...
kaçışlarım; Bir haksızlık buketi kondurur ellerine bilirim.
Baharını soldurur tüm çiçeklerin
Yıldızlarını söndürür gökyüzünün
Ölüm fermanını verir
bilirim..
Kaçışlarım...
nefes almaktır benim,
nefes almaktır benim,
ki ben; nefes almayı çok severim....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder