Yorgun, biçare şimdi sinelerimiz. Bin bir parça oldu
çoktan dedikoduların, kinlerin, nefretlerin, çıkar kavgalarının, rant
mücadelelerinin kirli ellerinde. Adeta
kuşatılmışız çepeçevre kapanlarla.
Büyük hınçlarla başladığımız sabahlar çoktan yorgun
akşamlara saldı kendini. Bunca yenilgiden sonra hiç uslanmadık ama. Hiç
caymadık fikrimizden. Bayrağı kimseye bırakmadık.
Defahatle ayağımız takıldı hem de çalılı yollarda. Tüm
hengâmelere karşın ve yara almalara rağmen daha güçlenerek kalktık ayağa. Asil
bir şövalye edasıyla göğsümüzü siper ettik düşmana. Boynumuz bükülmedi hiç, umursamadık ah
almayı, can yakmayı... Yüzümüz kızarmadı, bilakis en iyi öğrendiğimiz şey
Yumruklarımızı daha çok sıkmak oldu.
Hırslarımıza bir yenisini daha ekledik her seferinde.
Kazananın ve kaybedenin belli olmadığı savaşlarımızda
geri çekilmek utanç sayıldı ve biz beyaz bayraklarımızı bile çekmeye takat
bırakmadık vicdanlarımızda.
Yorgun savaşçılarıyız şimdi bu kirli dünyanın.
Vicdanlar pas tutmuş, merhamet buz kesmiş yüreklerimizde. Eleklerimizde derin
yaralar açılmış. Muhasebe yeteneğimiz elimizden alınmamış aksine bizden uzak
adım kaçmış.
Ama var biliyorum tüm bu kirliliğe rağmen bembeyaz
karlar içinde açan kardelen çiçekleri. Var biliyorum simalarında beyaz güller açan
masumlar. Var biliyorum arz’dan arş'a ulaşan temiz dualar...
Onlar kendi akıttıkları gözyaşlarıyla temizliyorlar
dünyanın kirini pasını… Ve biliyorum ki bir yerlerde her şeye rağmen hala filiz
veriyorlar...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder