5 Ağustos 2013 Pazartesi

UMUT YEŞEREN FİLİZ ELLERİMİZDE...



Yorgun, biçare şimdi sinelerimiz. Bin bir parça oldu çoktan dedikoduların, kinlerin, nefretlerin, çıkar kavgalarının, rant mücadelelerinin kirli ellerinde.  Adeta kuşatılmışız çepeçevre kapanlarla.
Büyük hınçlarla başladığımız sabahlar çoktan yorgun akşamlara saldı kendini. Bunca yenilgiden sonra hiç uslanmadık ama. Hiç caymadık fikrimizden. Bayrağı kimseye bırakmadık.
Defahatle ayağımız takıldı hem de çalılı yollarda. Tüm hengâmelere karşın ve yara almalara rağmen daha güçlenerek kalktık ayağa. Asil bir şövalye edasıyla göğsümüzü siper ettik düşmana.  Boynumuz bükülmedi hiç, umursamadık ah almayı, can yakmayı... Yüzümüz kızarmadı, bilakis en iyi öğrendiğimiz şey Yumruklarımızı daha çok sıkmak oldu.  Hırslarımıza bir yenisini daha ekledik her seferinde.
Kazananın ve kaybedenin belli olmadığı savaşlarımızda geri çekilmek utanç sayıldı ve biz beyaz bayraklarımızı bile çekmeye takat bırakmadık vicdanlarımızda.
Yorgun savaşçılarıyız şimdi bu kirli dünyanın. Vicdanlar pas tutmuş, merhamet buz kesmiş yüreklerimizde. Eleklerimizde derin yaralar açılmış. Muhasebe yeteneğimiz elimizden alınmamış aksine bizden uzak adım kaçmış.
Ama var biliyorum tüm bu kirliliğe rağmen bembeyaz karlar içinde açan kardelen çiçekleri. Var biliyorum simalarında beyaz güller açan masumlar. Var biliyorum arz’dan arş'a ulaşan temiz dualar...

Onlar kendi akıttıkları gözyaşlarıyla temizliyorlar dünyanın kirini pasını… Ve biliyorum ki bir yerlerde her şeye rağmen hala filiz veriyorlar...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder