Öyle allayıp pullayıp hem de.
Tutuşturdun bir hediye gibi ellerime.
Nasıl da bir hasret bıraktın bana? Sızlata sızlata yüreğimi
hem de.
Hiç acımadan, merhamet etmeden mahkûm ettin.
Mecburdum boyun eğmeye.
Bir madalyon gibi taktım boynuma sunduklarını.
Ve onurluca taşıdım sinemin tam ortasında.
Nasıl da bir gözyaşı bıraktın kirpiklerimin ucunda.
Boğazımda düğüm oldu kelimeler.
Hep dilimin ucunda bir acı olarak kaldılar.
Nasıl da bir sessizlik bıraktın bana.
Çığlık olup büyüdü acılar. Feryat oldular yine de sustular.
Sustu martılar benimle.
Sustum ben.
Nasıl da bir keder bıraktın bana öyle.
Dinmeyen,
Ve her gün daha da büyüyen,
Sonra bir çığ oluveren bir keder
Şimdi bıraktıklarını saymakla meşgulüm
Kendimi biriktirdiğim yoksunlukların ellerinde heba etmekle
Zaman en iyi kumbara ellerimde
Ve kazancım çok
Yoksunluk ise tükenmez bir meblağ
Hiç azalmayan ve hep artan
Şimdi bakıyorum da kumbaramda birikenlere
Nelere karşılık neler feda
edilmiş?
Umutlara karşı vefa nasıl
tüketilmiş…
Ama
Biliyorum ki;
Kaybetmeden kazanılmıyor hiçbir şey
Ve biliyorum ki ben kaybede kaybede kazananlardanım...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder