24 Kasım 2011 Perşembe

BİLİYORDUM...

Biliyordum!
Biliyordum bir gün yollarımızın ayrı düşeceğini,
Parmaklarını severken de, gözlerine bakarken de biliyordum!
Bir yol ayrımında ellerimizi bırakacağımızı biliyordum.
Sen başka sapaktan, başka yollara,
Ben başka yollara sapacaktım, biliyordum.
Ama bildiklerimi duymak daha çok yaktı canımı
Zihnimin bildiğini gönlüme fısıldamak daha yakıcıydı.
Bu yangını, ne kertenkelenin taşıdığı su söndürebilirdi,
Ne de göklerden inen bir melek dindirebilirdi.
Duymak; bildiğini kalbe indirmek gibiydi.
Bilmek; duymaktan daha iyiydi nedense?
Yüzleşmek oluyordu duymak gerçeklerle.
Ne de olsa insan bildiklerini saklardı kulaklarından
En mahrem duyguları gizlerdi kendinden.
Ben duydum bildiklerimi bir gün ansızın.
Biliyordum evet benim değildin!
Biliyordum gün gelecek iki yol ayrımında yürüyecektik,
Giderken ayak seslerinin yeri, göğü inleteceğini biliyordum.
Ne var ki bilmek yetmiyordu kalbe söz geçirmeye.
Öyle acımasız ki şimdi kulaklarımda çınlayan gerçekler
Bende olmayışını defalarca vuruyorlar yüzüme
Böylesine tokat yememişti oysa hiç yüzüm
Başım bu kadar öne eğilmemişti mahbupluğundan
Yüreğimi kandırmıştım çünkü defalarca
Aklımın oyununa getirmiştim kendi ellerimle
Ta ki bu masal sürüyordu, kulaklarım gerçekleri kalbime duyurana dek
Şimdi yüreğime sonsuz mahcubum
Umutlarını kırdığım için,
Yalan bir masala inandırdığım için.
Şimdi sayısız özürlerle geldim yüreğimin ayağına,
Ama bakmıyor nicedir yüzüme acısından, efkârından.
Oysa gizlenenlerin, bir gün ifşa olacağını bilmeliydim.
Ve şimdi hem kendimden, hem can bildiğimden uzağım.
Bir matematik hesabı gibi tıkandı doğrular sonsuz doğruda.
Birleşen bir kümenin tam ortasında sıkıştım kaldım.
Sonra kendimi çarptım, topladım, böldüm ama hep eksildim
Öğrendim geç de olsa gerçekleri hiçbir zaman yüreğimden gizlememeyi.

Ve şimdi yüreğimde bende biliyoruz yollarımızın bir daha kesişmeyeceğini.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder